Genel, Gezsempatik, Oteller, Yurtdışı Gezileri

24 Saatte Alexandroupoli Nasıl Gezilir?

Türkiye coğrafi konumu nedeniyle pek çok farklı ülkeye komşudur. Komşu komşunun külüne, bilemedin vizesine muhtaçtır! Yanı başımızda hem bize bu kadar benzeyen, hem de belli noktalarda farklılık gösteren bir millet, bir kültür var, Yunanistan! Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan’a girebilmek için schengen vizesi gerekiyor malumunuz. Belki de en rahat schengen vizesi alınan Yunanistan’a açılan ilk kapı ise Alexandroupoli (Dedeağaç). Edirne İpsala Hudut Kapısı’ndan, Yunanistan Kipi Hudut Kapısı’na geçiş sağlanıyor. Bu geçişi 2 yolla yapabilirsiniz.

ULAŞIM

Alexandroupoli’ye ister otobüsle, isterseniz de kendi aracınızla geçebilirsiniz (İsterseniz yan komşunun arabasıyla da gezebilirisiniz tabi, siz istersiniz de o verir mi bilmem 🙂 ). Araçla geçmek istiyorsanız buraya dikkat: öncelikle şoför mahalline oturacak arkadaşın uluslararası ehliyete sahip olması gerekiyor. Şu yeni ehliyetlerden çıkarttıysanız çok güzel, artık herşeyi uluslarınarasına uydurmak için ekstra para vermenize gerek kalmayacak : ) .  Ehliyet tamamsa gelelim arabaya.. TURİNG in sitesine girip bir incelemenizi öneririm aracı sigortalatma konusu ile ilgili. Gerekli evrakı temin edin ki sonra kapıda “Bi arkadaşa bakım çıkacaktım.” demek zorunda kalmayın.

Diğer yöntem ise otobüsle geçmek. Bazı otobüs firmalarının Alexandroupoli‘ye direkt seferleri var. Bilet fiyatı 40 TL. 5 saat civarı sürebiliyor yolculuk. Kışın 4 saatte dahi gidilebiliyor. Buna bir de kapıda pasaport kontrolü ekleniyor. Düşük veya yüksek sezon durumuna göre bekleme süreniz değişiyor elbette. Bu noktada araçla geçmenin en büyük avantajı çıkıyor karşımıza; kendi aracınızla geçerseniz çok daha seri hareket edebilirsiniz. Ama otobüsle geçerken sizinle aynı otobüsü paylaşan 45 kişiyi de beklemeniz gerekiyor.

ALFABE SORUNSALI

Avrupa ülkelerinin çoğunda latin alfabesi kullanıldığından yazılan kelimeler hakkında aşağı yukarı fikir yürütebiliyor; özel isimler zaten değişmediği için önemli yerlerin tabelalarından yolunuzu daha rahat kestirebiliyorsunuz. Ama Yunan alfabesi, içerdiği özel karakterler yüzünden ilk gördüğünüzde sizde bir çaresizlik hissiyatı yaratabiliyor. Yani en azından bende öyle oldu. Ama birazcık google layıp olayın mantığını çözdüğünüzde bu sefer işiniz gerçekten kolaylaşıyor. Hadi ben Biyoloji Öğretmeniyim, latinceye alfaya, betaya, gamaya alışkınım, hatta ve hatta tetaya.. İnanabiliyor musunuz; bakınız teta diyorum : ) . Diyeceğim şu ki, Yunanistan’a gitmeden evvel muhakkak Yunan alfabesini incelemenizde fayda var; yoksa gezmeye ayıracağınız zamanın büyük bir kısmını bir tabelaya manasızca bakarak geçirmek zorunda kalabilirsiniz : ) .

FAZLA BEKLENTİ HAYAL KIRIKLIĞI DOĞURUR!

Alexandroupoli ile ilgili ne kadar az beklentiniz olursa o kadar fazla keyif alabilirsiniz gezinizden. Çünkü kayda değer bir tarihi yapısı, sembol binası, egzantrik, fotoğrafı çekilmelik yapısı yok. Bir tane deniz feneri var o kadar! O da şehrin sembolü olmuş durumda.

Sembol bulamayan Belçikalıların el kadar Mannaken Pis (İşeyen Çocuk) Heykeli’nden medet ummaları gibi, Alexandroupoli‘de de bu deniz feneri yetişecek imdadınıza.

Sokakta sprey paint art yapan bir sanatçı hep bu fener tasvirine yer veriyordu çalışmalarına, 5 euro’ya ben de aldım, şu anda odamda asılı : ) .

Alexandroupoli‘ye beklentisiz giderseniz gördüğünüz her minik cafe, sevimli bir pub ve eğlenceli bir taverna hoşunuza gidecek, şehri sevmenize yardımcı olacaktır. O yüzden sokakların tadını çıkarmaya bakın elinizden haritayı bırakıp.


KARNIMIZ ACIKTI

O kadar yol teptik, sınırda pasaport kontrol enstantaneleri yaşadık, şehri turlayıp meşhur deniz fenerinin önünde zirilyon tane poz çekindik. Artık güzel bir akşam yemeğeni hak ettik bence. Hem arkadaşlarımın baskı derecesindeki tavsiyesi, hem de Foursquare’deki güzel yorumların hatrına soluğu Nisiotiko’da aldık.

NİSİOTİKO

Bir yaz akşamıydı ve rezervasyon yaptırmamıştık. Bizi kırmadılar, yolun kenarına şirin bir masa attılar. Belki de en güzel masa bizimkisi olmuştu. Mekan sürekli Türkler tarafından ziyaret edildiği için çalışanlar epey alışkın Türklere ve Türkçe’ye. Hatta menüde sıralama şöyle, Yunanca, İngilizce, Türkçe..

Sipariş vermeye başlıyoruz.. Önce gönüllerimize taht kuracak o meşhur tzatziki (kuru cacık)  (3,5 Euro)yi sipariş ediyoruz.

Onun baş kankası kabak kızartmasını (4,5 Euro) da söyleyiveriyoruz hemen.

Bir Yunan Restoranında olmazsa olmaz nedir? Tabii ki Greek Salad (Yunan Salatası) (7,50 Euro), o da teşrif ediyor masamıza.

Patlıcanlı feta peynirli bir meze ve baş rolde acılı ahtapot kavurma..

Şöyle söyleyeyim; ben Alexandroupoli ziyaretinden 3 hafta sonra Rodos’a gittim, her akşam farklı bir tavernada yemek yedim, büyük büyük sofralarda.. Ama hiçbirinde Nisiotiko‘nun lezzetini bulamadım.. O cacık nasıl bir cacıktı öyle..

Eve döndükten sonra her akşam kuru cacık yapmaya başladım, hala daha da devam ediyor bu gelenek. Kabak kızartması da gerçekten nefisti. Onu da çok denedim evde ama hiçbir zaman Nisiotiko‘da yediğim gibi olmadı.

Greek Salad, bizim de sofralarımızda yer alan bir salata türü aslında, tek farkı üzerine dilimlenmiş büyük feta peyniri ilave edilmesiydi. Ama şunu söylemeliyim ki, domates, salatalık, biber, soğan, peynir ve zeytinden oluşan bu salatayı başka boyuta taşıyan nefis zeytinyağı bence. Ayrıca serpiştirdikleri kekik de epey lezzet katmıştı. Feta peynirli közlenmiş patlıcan (6,5 Euro), köz tutkunu olmamdan mütevellit her daim 10 puan kazanıyor benden.

Renkli biberlerle süslü acılı ahtapot kavurma da  (10 Euro) damak zevkimize uygundu. Yanına da 20’lik Ouzo 7 gold Komotini söyledik.

Zaten Yunan Restoranlarında ouzo hep 20’lik sipariş ediliyor. Çünkü alkolü keyif için içiyorlar, cozutmak için değil. Ondan belki de kafalar hafif çakır, yüzlerde tatlı bir gülümseme, dillerde Yunan ezgileri.. Miss..

 

 

 

 

Nisiotiko diğer mekanlara göre daha pahalı. Ama bana kalırsa her kuruşunu hak ediyor. 2 kişilik bu masa 50 Euro tutuyor. Bence yazımızın başlığında söylediğimiz gibi Alexandroupoli‘de sadece 24 saatiniz varsa akşam yemeğinizi Nisiotiko‘da yemelisiniz.

ADRES:3,Zarifi str-P.O. 68100 Alexandroupolis – Greece

TEL: +30 25510 20990

KENDİMİZİ KONAKLASAK DA MI SAKLASAK?

Alexandroupoli‘de 24 saat geçireceğimize göre 1 gece konaklamak ihtimaller arasında. Hayat kurtarıcı HotelsCombined‘den otel fiyatı karşılaştırmalarına bakıp en uygun fiyatlı siteden rezervasyonumu yaptırdım Hotel Marianna‘ya. Çok da memnun kaldım. Tertemizdi ve konumu merkeziydi.

Kahvaltı dahil değildi, canımıza minnet! Yoksa ne ara tadacaktık o nefis el açması börekleri? Tek seferde birkaç farklı sitenin fiyatlarını otomatik olarak karşılaştırmak isterseniz HotelsCombined sitesine göz atabilirsiniz. Uygulamayı telefonunuza indirmek için de tık tık..


GÜNEŞ DOĞDU, HAYDİ KAHVALTIYA!

Bir Ninü atasözü der ki: “Nerde çokluk, orda tokluk!”, kitleleri takip ederseniz karnınız en keyifli şekilde doyar (Pırlanta değerinde bilgiler..). İşte böyle düşüncelere kapılmışken sakin bir Alexandroupoli sabahında şehrin yerlisinin özellikle tercih ettiği, asıl adını beni öldürseniz yazamayacağım, okunuşu Teofilos olan pastanenin önündeki boş bir masaya kurulduk.
THEOFİLOS

Ağırlıklı olarak yaşlılardan oluşan Poli ahalisi yumulmuş böreklere, abanmış keklere, kurabiyelere bir ellerinde frappe diğer ellerinde bilimum hamur işleri pürtelaş kahvaltı ediyor.

Dedim nereye geldik? Kafamı kaldırdım, tabelaya baktım.. Küçük çaplı bir beyin kanaması, sinir boşalması.. Sen misin ben biyoloji öğretmeniyim, teta benden sorulur diyen? Karşımda tetaların tetası, ama ben onu algılayamıyorum, hiçbir şeye benzetemiyorum.

Swarm’da şekillere bakarak bir çekin yaptım da sonra Yunanca bilen arkadaşlar nasıl okunduğunu söylediler sağ olsunlar. Neyse efendim ben burada bir ıspanaklı börek yemişim ki sormayın.. Hamur işinde gayet iyiler..

Sonra hızımı alamayıp kendimi tatlı dolabının önünde buldum, muzip çocuklar gibi “Amca, payam vay amca, tuyistim ben, tatlı yicem, bundan da istiyorum, şundan da!” diyerekten 2 çeşit tatlı seçtim.

İkisi de güzeldi, şimdi bana bunların adını sormaya kalkmayın, kim bilir telaffuzu zor ne değişik adları vardır : ) .

Frappe konusuna gelecek olursak.. Yunanistan’ın en önemli içeceği bence Frappe. Sipariş ederken şeker tercihinizi kendiliğinizden söylemek gerekiyor, tek mi çift mi diye. Yoksa dakikalarca manasız bakışılabiliyor : ) . Her ne kadar buzlu kahvelerle aram çok da hopaşinanay olmasa da frappeyi gerçekten beğendim. Hele bir de haziran sıcağında içince ilaç gibi geliyor vesselam! İçiniz, içiriniz.. Frappe medeniyettir ; ) .

Ayrıca bu pastaneden çok güzel Kavala kurabiyeleri de alabilirsiniz, en tereyağlısından. Ama siz bu rotadan Kavala’ya geçecekseniz tabii ki almayın, yerinden alırsınız. Gelgelelim dönüş yolunda evdeki bebeler sizden mamalar isterse önüne bir kutu kavalayı koyun ve kaçarak uzaklaşın : ) .

ADRES: 305 Dimokratias Avenue, Alexandroupoli, Evros, Greece

TEL: +302551081881

DONDURMA DA MI YEMEYELİM?

Biz yaz mevsiminde gittiğimiz için gözlerimiz dondurmacı aradı. Yine aylak aylak gezerken gözüme Sloure‘ye kestirdim. Ta ta taaaaam. Doğru seçim! En birinci ben oldum : ) .

Çok lezzetliydi. Kıyafetime uygun renkte dondurma seçtiğim için beni kınamayınız. Ben değil, hep içimdeki çocuk yapıyor bunları.. Dondurma için gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

ADRES: L. Dhmokratias 329Alexandroupoli, Greece

TEL: +302551029400
PEKİ YA BİRA?
Metro Turizmin sayın yolcuları, sizi tam da buradan alacağızdır, burada hazır olunuzdurundur. Diye anons verilen yer var ya, onun tam karşısında çok klas bir bistro var: Soho-Absolutely Fabulous..

Adı da güzel namıssızın. Otobüsü beklerken seyehatin bittiği gerçeğine daha rahat alışabilmek için garsonu çağırıyorum. “EEEÖÖÖÖEE can I order your local beer please?” diyorum. Kız of korz diyor, bana bırak.. Ben birayı beklerken dev 1 şişe su geliyor, efendim cips geliyor, kek geliyor kurabiye geliyor..

Allah Allah diyorum, biz istemeden yağdırdılar, acaba kaç metre uzunluğunda bir hesap gelecek. Neyse diyorum, olanlar oldu! Sen hiç kafanı yorma Ninücüğüm.. Tam da cadde üzerinde, merkezi bir konumda yer alan Soho hem klas hem de hoş mekan. Beptina ile tadını çıkarıyorum caddede akıp giden hayatın.

“EEEEEÖÖÖÖÖÖAEEEEOO check please!” diyorum, hesap 3 Euro geliyor. Ağlamak istiyorum.. Mekan sahibini bulup öpmek istiyorum.. Ne yani ben şimdi 3 Euro’ya bunca nevaleyi yedim içtim öyle mi? Artistiğimi yapıp 5 Euro verip üzerini almıyorum.. Hakettiniz bunu gençler! Ananızın ak südü gibi helal olsun! (Umut Sarıkaya severler jargonu çakozladı bile!). Espri bir kenara, Alexandroupoli‘de nereye gitseniz ücretsiz suyunuz masanıza geliyor. Şebeke sularımız içilebilir olsa belki bizimkiler de yapabilirdi bunu. Mesela eskiden Jadore Chocolatier Cafe’de (hani şu “Oh La La Beatrice” yenilen mekan) kristal sürahi ve cam bardaklarda su ikram edilirdi.. Hey gidi günler hey! Anneeee, ben ne zaman hey gidi günler diyebilecek kadar büyüdüm, soruyorum sana anneeeeee!

ADRES: Leof. Dimokratias 300, Alexandroupoli 681 00

TEL: +30 2551 088134

MAGNET ALMADAN DÖNECEK DEĞİLİZ!

Sokak aralarında gezinirken hediyelik olaylarını da halledelim diyoruz. Gözümüze kestirdiğimiz bir dükkana dalıyoruz. Deniz feneri sembollü magnet okey, ouzo ve 2li shot bardağı okey, bir tane de mumluk. İşimiz tamam. Tamam olmasına tamam da, satıcı amca bize ısrarla lokum ve baklava satmaya çalışıyor. Ölür müsün öldürür müsün? Tamam, yakın coğrafyalar, benzer kültürler, elbette etkileşimler oluyor, tümüyle sınır çizgileriyle ayrılabilen birşey değil kültür. Amma ve lakin bizde zaten bunların en güzelleri yapılıyor, ne demeye alayım baklava? Satan amcayı çok kırmadan yakamızı kurtarıyoruz. Minik bir magnet hediye ediyor darlattığını farkedip. İyi insanlar yahu. İsteyen krizdeler bize muhtaçlar desin, isteyen onlar ne sinsidir desin. Benim kişisel gözlemim gayet yardımsever ve güleryüzlü oldukları yönünde.. Herhangi bir ima ve art niyete rastlamadım. Hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye?

Sosyal mesajımızı da verdik çok şükür. Toparlayacak olursak; Alexandroupoli Schengen vizesi olup da İstanbul ve çevresinde yaşayanların hafta sonu rahatlıkla gidip keyifli vakitler geçirebileceği bir alternatif rota. Blogger arkadaşlarım Benim Diyet Yemeklerim ve Culinistanbul‘un da şirin yazıları var Alexandroupoli ile ilgili. Okumak için isimlere tık tık 🙂 .

Adapazarı’na gider gibi başka bir ülkeye gitmek sizce de coğrafi bir avantaj değil mi? Hem freeshop denilen de bir gerçek var. Her ne kadar euronun 4 TL olmasıyla eskisi kadar cazip gelmese de, her yerde bulamayacağınız çikolata ve şekerler için bile güzel bir fırsat bence. Neden? Çünkü çikolata seviyorum : ) .

Yine yeni yollarda görüşmek üzere..

Kalın sağlıcakla, afiyetle..

Eyvallah..

Nilgün KARAKAŞ