Gezsempatik, Kahve Mekanları, Mekanlar, Yurtdışı Gezileri

Aç Gelip Tok Dönmek İsteyenler İçin Sofya Yeme İçme Önerileri

24 Saatte Sofya Nasıl Gezilir? başlıklı yazımızla 1 günde Sofya‘da nereleri gezdiğimizi neler yaptığımızı masaya yatırmıştık. Aranızda “Peki bu kızlar ne yedi ne içti, aç biilaç mı dolaştı, hiç mi karnısıları acıkmadı.” diye merak edenler, merak etmekle de kalmayıp gıybetimizi yapanlar olmuş. Gönül isterdi ki “Seni bana sımsıkı sarılı görenler olmuş.” yazaydım şurada, ama işte mukadderat. Olayımız yeme-içme. Sofya‘ya gittiğinizde aç kalmayasınız diye çırpındık, açın bakayım ağzınızı yavrularım, bakın uçak geliyo 🙂 . Sofya yeme içme önerileri karşınızda..

yesempatik-sofya-yeme-icme-mekan-bulgaristan-fabrika-daga-kahvalti

1-Fabrika Daga – Rainbow Factory (Kahvaltı&Tatlı&Kahve)

Sofya‘ya günün erken saatlerinde ulaşıp otelimize yerleştikten sonra ilk işimiz kahvaltı için Fabrika Daga‘ya gitmek oldu. Foursquare‘de yüksek puan alan ve hakkında güzel yorumlar bulunan mekan aslında bir 3. nesil kahveci. Ama tatlıları ve kahvaltısı da epey nam salmış. Sofya sokaklarındaki yol yapım çalışmalarının azizliğine uğrasak da, petlanton gibi hoplaya zıplaya atlaya, keklik gibi seke seke gitsek de, mekana varınca ne doğru bir tercih yaptığımıza iyice inandık. Dışarıdan öyle güzel  görünüyordu ki, fotoğraf çekmek istedim. Kadrajıma giren çiftin müsaadesini alarak tabi.

yesempatik-sofya-yeme-icme-mekan-bulgaristan-fabrika-daga-kahve

Bir kaç poz çektim, Asyalı zilli beni yanına çağırdı haspam. Bana bunları yollar mısın dedi. He babov dedim, yollayaram. Mailini aldım, yolladım. Ve benim “Yakışıklı ve iyi huylu çocuklarla çıkmayı başarabilen, çirkin, huysuz, antipatik Asyalı kızların olayı nedir biri bi anlatabilir mi Allah aşkına!” şeklindeki yakarışım burası için de geçerli oldu. Efendim cillop gibi çocuklar, yanlarında BİM Poşedi gibi duran, uykusuz, aksi, nalet Asyalı kızlar..  Bu ırkçılık değil, bu dış görünüşe şeyapma değil! Şu olayın sebebini bilen varsa beni bi aydınlatsın lütfen, yoksa girdiğim depresyondan çıkamayacağım :/ .

yesempatik-sofya-yeme-icme-mekan-bulgaristan-fabrika-daga

İçeriye girer girmez kendimize camekandan kahvaltı seçmeye koyulduk. Menüleri hazırlayıp görücüye çıkartmaları gerçekten çok iyi bir düşünce. Yoksa kim Bulgarcayı sökecek de ne yazdığını anlayacak da sipariş verecek!

yesempatik-sofya-yeme-icme-mekan-bulgaristan-fabrika-daga-kahvalti-yumurta

İçinde yumurtalı ekmek ve tavada kızartılmış yumurtanın da bulunduğu bu tabak gözüme güzel göründü (4.50 Leva= 9 TL). English Breakfast Tea (3.50 Leva= 7TL) , bırekfıstlarımızın yegane kurtarıcısı! Ya canım ben kahve ile de kahvaltı yapıyorum ama çay varsa menüde beni kimse tutmasın lütfen 🙂 .

yesempatik-sofya-yeme-icme-mekan-bulgaristan-fabrika-daga-blogger

Kahvaltımızı yapınca yol yorgunluğumuzu da bir nebze atınca, mekana da alışınca biz yine başladık makara kukaraya. Efendim yerimizi değiştirip daha fotojenik kısma geçtik önce. Sonra strudel ve kahve siparişi verdik. Strudel efsane güzeldi.

Fabrika Daga-Strudel

Viyana’dakileri döver valla -umarım Viyanalılar beni dövmez:/- . Kahve ise öyle sevimliydi ki. İlk kez panda latteart ile karşılaşıyorum. O sevimli panda ölmesin diye içemedim:) . Şaka şaka, afiyetle içtim, çok da güzeldi.

Fabrika Daga-Latte

Yolunuz Sofya‘ya düşerse kahvaltı&tatlı&kahve molası için istikamet Fabrika Daga olsun. Güncel etkinliklerle ilgili broşürler ve ülke haritaları bile var ücretsiz alabileceğiniz. Bu bilgi de şuracıkta dursun. Afiyet olsun!

2-Sense Rooftop Bar (Kokteyl&Öğle Yemeği)

Kahvaltıyı destekli yapınca bir müddet yeme içme olayını askıya alıp Rus Kilisesi ile Meşhur Alexander Nevsky Katedrali‘ni gezdik. Saatlerce güneşin altında hayranı olduğumuz katedralin önünde türlü şebelekliklerle fotoğraflar videolar çekindik. Yavaştan bizim kablolardan yanık kokusu gelmeye başladı. Gezinin diğer kısımlarında bize yine yer yer lazım olacak beynimizi kısa devreden kurtarmak ve minnak ayaklarımızı dinlendirmek üzere Sense Rooftop Bar’ın yolunu tuttuk. Sense Otelinin terasında yer alan bu mekan panaromik bir Sofya Manzarası sunuyor size.

Sense Rooftop Bar

Benim artık “Alexander Nevsky Katedrali’ni Koruma ve Yaşatma Derneği Onursal Başkanı” olduğumu duymayan kalmadı zaten. Bu güzel mekandan caanım katedrali bir de tepeden seyrediyorsunuz. Kadehimi Sofya için kaldırıyorum 🙂 .

Bu arada kokteyl siparişleri hep bir sorunsal bende. İçeriğine bakıp sipariş ettim mi tadı güzel olsa da görsel çok pespaye oluyor. Ben yine daldım içeriğine göre sipariş verdim. Bana geldi silindir bardakta buzlu bişi.

Bizim Hilal öyle bir kokteyl sipariş etti ki üüüüüüüüü, sabahlar olmasın. Sanki passion fruit var babasının evinde. Ay deli olacam, bunun kadeh bir güzel, bir süslü, bir havalı; benimki “Bağcılar Gençlik Apaçinella Nargile Cafede” masaörtüsü altından verilen fişne-votka!

Sense Rooftop Bar

Neyse bu dram böyle sürer gider ama benim koca yürekli arkadaşım sağolsun bana hevesim geçene kadar içirttiği için bir nebze de olsa ferahlama geldi nihayet. Kokteyller çok başarılıydı. Tanesine 15 Leva verdik yani 30 TL, değer doğrusu.. Ortam ve manzara itibariyle, bir de kokteylin kalitesini düşünecek olursak az bile. Karnınız aç ise yanına bir kaç tapas da söyleyebilir, giriş kattaki Çin Restoranı menüsünden de birşeyler seçebilirsiniz öğle yemeği kafasıyla, tavsiye olunur..

3-Chucky’s Coffee (Kahve)

Malum, gidilen kentte ille bir kahveci buluyoruz. Deniyoruz. Mutlu oluyoruz. Kahve dükkanlarının ayrı bir havası ve ayrı bir kafası var. O havayı o kafada solumaya bayılıyorum. Ayrıca yaptığım bir gözleme göre kahvecilerde çalışanlar işini daha severek yapıyor. Biraz keyif işi gibi. Bi tanecik barista, hem temizlik elemanı, hem servis elemanı, hem de barista işte. Kepengleri de o açıyor sabah. Güzel bir müzik koyuyor, müşterilerle ilgileniyor, azıcık ilgi gösteren olursa kahve çekirdeklerini ve demleme yöntemlerini anlatıyor.. Chucky’s in tatlı baristası da öyleydi. Geçen seneki İstanbul Kahve Festivali’ne katılmış arkadaşı, bardağını getirmiş dükkana koymuş, onu gösterdi bana. Hava sıcaktı, 2 cold brew söyledik. Lezzeti biraz seyreltik geldi, yani su oranı fazla. Buz da koyunca hepten yumuşadı tat. Ama kötü değildi tabi.

Chucky’s Coffee

Hilal kuzusuyla dinlenip telefonlarımızı şarj ettik. Çiçekçiden satın aldığım ay çiçeğim bana güzel fotoğraf karesi çıkartmamda yardımcı oldu. Çekirdeklerden satın alabilirsiniz bu arada. Şimdilik o işe girmiyorum. Çünkü girersem gittiğim her kahveciden kahve alamaya çalışacağımı biliyorum. Artık olabildiğince el bagajıyla gezdiğim için minimalize ediyorum hacmen bazı şeyleri, hem de maddi boyutu var tabi. Muhtemelen el değirmeni alıp bir kaç da kahve demleme ekipmanı alırsam kendime kimse durduramaz beni. Kahveci anlatırken kendime bağladım konuyu yine, idare ediniz efendim 🙂 .

Vitosha Bulvarı

Bulvar boydan boya mekanlarla dolu. Seç, beğen, al! En çok tercih edilen mekan Happy Grill&Bar. Biz Happy ziyaretini Plovdiv‘e bıraktığımız için Sofya‘da farklı yerler denemeye çalıştık. Yerel yemekler hazırlayan mekan bulmak için çok sıkmadık kendimizi. Hani öyle tutmaç çorbası, cartlak kebabı, kerebiç tarzı bir yöreselliği zorlamadık yani 🙂 .  Belki bir sonraki ziyarette düşünürüz. Bulvar üzerinde gözümüze kestirdiğimiz 2 mekana oturduk. Şöyle ki :

4-Sidewalk Cafe (Yerel Bira)

Günah benim, suç benim. Kurdum bırak bu düş benim. Zevk benim, keyif benim! Aha da oturuyorum, hoop oturdum bile Sidewalk Cafe‘ye 🙂 .  Yol üstünde kuruyemişçiden aldığımız çerezler zulada zaten. Üzerine birer yerel bira sipariş ettik.

Kamenitza‘yı ikimiz de sevdik. Beach’ten hamburger yemeyip evden kete, meyve getiren Türk kızları gibi evet çaktırmadan çerezlerimizi yedik yerel biranın yanında. Ohh canımız sağolsun 🙂 .

5-Raffy Bar& Gelato (Akşam Yemeği&Kokteyl&Dondurma)

Sofya‘nın popüler mekanlarından biri olan Raffy’ye oturduğumuzda artık Sofya‘nın yerlisi olmuştuk.. Bizde bir rahatlık, bir yayılmacı politika, bir aymazlık bir hanımsendecilik ki sormayın.. Şoradaki diğer Sofya yazımızda anlattığımız üzere, artık edepsizliğimiz ayyuka çıkmıştı. Ayapkapları çıkarttık, çorapla basıyoruz yere.. Dün 12 saat otobüs yolculuğu, bugün 10 saat şehir içi koşturmacası derken o çoraplar artık ne hale gelmiştir varın siz düşünün.. Bir anda etrafımızdaki masalar boşaldı. Koskaca mekanda yalnız kalmıştık. Olsundu, varsındı. Biz tüm Bulgaristan’a yeterdik. Abartılı şakamızı da yaptığımıza göre sadede gelelim. Hilal kuzusu epey kallavi bir yemek siparişi verdi.

Ninü ne dese beğenirsiniz? Ben aç değilim, sadece kokteyl içeceğim. Nasıl yani? Ninü nasıl aç olmaz? Nasıl nasıl? Heyy garson, sen bana güzelinden bir mojito getir, ben şimdi okuyucunun cemi cümlesini aydınlatacağım:

Bir Yesempatik Ninüsünün Akşam Yemeğinde Aç Olmama Sebepleri Nelerdir?

  • Sokak pazarında zirilyon tane lezzetle kendini tıkaması: Kara Camii’nin az ilerisinde bir de ne göreyim, 3-5 teyze toplanmış, organik ürün satıyor. Hoop bir kase yaban mersinini mideye indirirsin.

Malum, bizde çok pahalı bu meyveler, bulduk mu affetmiyoruz. Yaban mersini çok gariban görsel veriyor, onun yerine bu berryleri çekiyoruz. Hilal’im de berrylere yürüyor.

 

Meyveleri hüpletirken bir de ne göreyim! Balkabağını enine kesip fırınlamışlar, dilim dilim satıyorlar.

Ne kadar da ilginçli, hemencik aldım, tadına baktım. Şekeri çok az ama köz tadı kokusu buram buram geliyor. Müthiş de bir fotoğraf veriyor, daha ne olsun..

Fiyatı da öyle uygundu ki, yani 2 TL ya var ya yok.

  • Yaya alt geçitlerindeki pizzacıdan pizza yemeden geçmemesi: Yemek buldun ye, dayak buldun kaç! İlk dilimin günahı olmaz! Sempatik pizzacı en tazesinden bir dilim pizza verdi. Yine çok ucuzdu. Afiyetle mideye indirdim, pişman değilim.

  • Çerezciye girip, bana biraz şundan biraz da bundan demesi: Demekle de kalmayıp gezerken elini torbalara daldırıp daldırıp yemesi. Kendininkiyle yetinmeyip Hilal’inkine de sulanması. Başka sözüm yok sayın yargıç..

İşte tüm bunları yapınca insan bir anda tıkanıveriyor. Sanırım benim ağzım hiç durmuyor, ya yemek yiyorum ya da konuşuyor, şarkı söylüyorum 🙂 . 

Günün sonunda Alexander Nevsky Katedrali‘nin avlusunda gerçekleşen “Sofia Breathers Festival”e atıyoruz kendimizi. Aperol Spritzlerimizle güzel geçen günümüzün kritiğini yapıyoruz.

Dönüşte markete uğruyoruz tabi. Bir takım çikolatalar, gofretler, krakerler. Annem için Bulgaristan‘ın meşhur kaşkaval peynirinden alıyorum gayet uygun fiyattan. Bir de gözüme kestirdiğim uzun ince çekirdekli zeytinlerden atıyorum sepete. Seyahat dönüşü evde aç bekleyen bebeleri doyurmak gerek 🙂 .

Sofya‘da yeme içme çok uygun. Bütçenizi sarsmadan en güzel mekanlarda yiyip içebilirsiniz. Alexandroupoliden sonra Sofya da benim için sırf yeme içme için gidilebilecek yerlerden biri oldu.

Hayat yiyince, gezince, gülünce güzel!

Kalın sağlıcakla, afiyetle..

Eyvallah..

Nilgün KARAKAŞ