Genel, Gezsempatik, Yurtdışı Gezileri

Yeni Başlayanlar İçin Belçika Hakkında Birtakım Bilgiler

Herşey buğulu bir pazar sabahı kruvasanımı yiyip Americanomu yudumlarken bir anda aklıma düşen Belçika arzusuyla başladı. Pikapta Edith Piaf plağı çalıyor.. Ona da sordum, git dedi.. Bir saniye.. Tabii ki de böyle olmadı! Çünkü nereye gideceğimiz nereye ucuz bilet bulduğumuzla ilgili bir olay 🙂 . Pegasus’un bir anda %30 indirim yapmasıyla sunumsuz yakalanmama rağmen bu fırsatı kaçıramazdım. Hemen kredi kartıma kurdele bağladım ve harekete geçtim. Zaten sevgili Benim Diyet Yemeklerim ile bir yerlere gitsek diye konuşuyorduk aramızda, çok iyi denk geldi. Ayrıca kruvasan yiyip Edith Piaf dinleyerek bir karar verseydim muhtemelen Belçika değil Fransa olurdu 🙂 .

Grand Place

BELÇİKA KİMDİR, NECİDİR? KIZ İSTESE VERİLİR Mİ? BANKA KREDİSİNE KEFİL OLUNUR MU? (Doyulur mu, doyulur mu; Canan’a Kıyılır mı?)

Belçika‘nın yüzölçümü 11.779 kilometrekaredir. Yıllık yağış miktarı 800 milimetrekaredir. Şaka şaka böyle devam etmeyeceğiz tabii ki. Böyle devam edersek eğer Coğrafya Hocanız Mualla Hanıma gösterdiğiniz muameleye maruz kalırız (O muamele nedir diye soracak olursanız, zavallıya kocanız sizi aldatıyor ana fikirli acımasız bir mektup yazıp, mektubu “Bir Dost” rumuzuyla sonlandırıp kapısının altından atılması trajedisidir).

Şimdi ciddiyetimizi takınıyor ve Belçika ile ilgili bir takım lüzumlu lüzumsuz bilgi veriyoruz..

  • Belçika, resmi adıyla Belçika Krallığı, Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biridir.
  • Belçika; Hollanda, Almanya, Lüksemburg ve Fransa‘ya komşudur. Dolayısıyla hızlı trenlerle bahsi geçen ülkelere rahatlıkla geçiş sağlayabilirsiniz. 

yesempatik-belcika-hakkinda-bilgiler-seyahat-tren-ulasim

  • Hollanda ve Lüksemburg ile birlikte BENELÜKS ülke grubunda yer alır.
  • Para birimi Euro‘dur. 
  • Başkenti Brüksel’dir. Diğer kentlerine trenle ulaşım oldukça kolaydır.
  • Brüksel, Avrupa Birliği‘nin başkentidir, pek çok uluslararası kurum ve kuruluşun temsilciliklerine ev sahipliği yapar.
  • Popüler şehirleri Brugge, Gent ve Antwerp‘tir.
  • Brugge, Ortaçağ’dan günümüze zaman makinasıyla gelmiş gibi masalsı bir kenttir. Her yıl binlerce turistin ziyaret akınına uğrar.

Brugge

  • Gent, şehir merkezinde yer alan kalesiyle turistlerin ilgisini çeken, cuberdon isimli menekşeden yapılan şekerlemesiyle meşhur bir kenttir.

Cuberdon

  • Antwerp hem moda bloggerlarının mabedi hem de dünyanın elmas üretimini domine eden kentidir.
  • Tarihte pek çok ülkenin istilası altında kalmıştır. Belki de bundan ötürü ülkenin her bölgesinde farklı bir ülkenin etkileri hissedilmektedir.
  • Ortaçağ ve Art Neuveau tarzı mimari yapıları turistlerin ilgisini çekmektedir.
  • Yeme-içme konusunda en iddialı ürünleri; patates kızartması, waffle, çikolata, midye ve biradır.

Bundan iyisi, Şam’da kayısıdır. Yaşanmışlık dolu, deneyim kokan, esprikli, şakalı izlenimlerim için sizi aşağıya alalım.. (Deneyim ile izlenim eş anlamlı evet, sizi denemek için şeyettim (!)).

CHARLEROI-BRÜKSEL ULAŞIM (Charleroi Sorunsalı)

Biz bir gazla Belçika‘ya bilet aldık ama aklı başında (belki bir nebze daha zengin) insanlar gibi Brüksel Havaalanı‘na değil de adını telaffuz etmeye çalışırken can çekiştiğimiz Charleroi Havaalanı‘na almışız. İstanbul’a gitmek için İzmit’e inip trenle dönmek gibi birşey.

Acaba nasıl gidilir, ne yapılır diye araştırırken yazılarını beğenerek takip ettiğim sevgili Esra Geziyor‘un şu yazısına denk geldim. Adım adım internetten nasıl otobüs bileti alınacağını anlatıyor. Charleroi-Brüksel otobüs bileti tek yön 17 Euro, ama internetten alırsanız 14 Euro. Artan 3 Euro ile işeyen çocuk magneti alırsınız 🙂 . 

Charleroi Havaalanı-Brüksel Ulaşım

BELÇİKACA (!)

Yok öyle birşey! Fransızca konuşanlar, Flemenkçe sipariş verenler, Almanca küfredenler ve İngilizce Şarkı söyleyenler.. Ve daha nice diller.. Belçika‘nın 3 resmi dili var: Fransızca, Flemenkçe ve Almanca. Bu durum bir nebze karışıklık yaratıyor. Her tarihi yapının, sembol binanın İngilizce ile de birlikte dört farklı adıyla karşılaşabiliyorsunuz. Fransızca şiirle kandırılıp evlilik teklifini kabul edenler beni taşlamazsa bir itirafta bulunacağım: Ben Fransızca sevmiyorum! Ağırlıklı olarak Fransızca’nın konuşuluyor olması hoşuma gitmedi :/ . Amsterdam’dan aşina olduğum Flemenkçe’yi daha sempatik buluyorum. 

TA TA TAAAM! BRÜKSEL MERKEZ DAĞILSIN HERKES!

Flipco mucizesiyle tıpış tıpış merkeze geldiniz. Tebrikler, bizden 3 ay ücretsiz uydu yayını kazandınız! İneceğiniz durak Gare Du Midi, bineceğiniz vasıta muhtemelen metro! Eğer bizim gibi akıllılık edip otelinizi merkezden seçtiyseniz günlük ulaşım kartlarına dahi ihtiyacınız yok. Tek yönlü alacağınız bir kaç metro biletiyle ulaşımı kotarabilirsiniz. Onu da muhtemelen Atomium‘a giderken kullanacaksınız (ciğerinizi biliyoruz) . Bu arada metro bileti alma cihazlarında yer alan yuvarlak butonu döndürerek seçimler yapabilirsiniz; 1 ya da 2 kişilik, gidiş yahut gidiş-dönüş alternatifleri gibi. Biz bir ara tümden yerinden söküyorduk sistemini anlamak için, biz yandık siz yanmayın diye söylüyorum 🙂 .

METRO HAKKINDA

Gitmeden evvel şehrin ulaşım haritasını telefonunuza kaydetmenizi öneriyoruz. Üşengeçler için de bir örneğini aşağıya bırakıyoruz.

Metrolarda erotik ses tonuna sahip bir hatun sıradaki durak Ayşe gibisine duyurular yapıyor, bir de Fransızca söylüyor zilli, içi bi hoş oluyor insanın. Bereket versin ki ben Fransızca sevmiyorum, bende duygusal müzik yayını yapan radyo spikeri etkisinden öteye geçemiyor.

Metroların bazı duraklarında bir takım sanat eserimsiler var. Örneğin Atomium‘a gitmek üzere 6 numaralı metronun Heysel durağında bu güzel dünyayı buldum. Tam da bizler gibi gezgin ruhu olanlara göre..

Metrolarda her memleketten insan var. Bu karmaşa beni yoruyor.. Belçika‘ya gidip Belçikalı göremeden dönücem diye bir an çok korktum. Belki de göremedim zaten. Belki de Belçika zaten böyle bir yer. Belli oldu insanların neden Belçika‘ya yerleşmek istediği. Bel… Tamam tamam, bu kadar bel.. yeter 🙂 .

HEDİYELİK EŞYA PİYASASI

Hacılar, sektör Hintlilerin elinde. Hani bizde “midye dolma” sektörü Mardinlilerin elinde ya, burada da sektörler ekmek parası peşinde koşan bir takım gurbetçilerin elinde.

Peki nedir bu hediyelik eşyalar? İlk olarak karşımıza işlemesiyle nam salmış “Mannaken Pis” çıkıyor. Aklınıza gelebilecek her türlü hediyelik eşya yanında bir tanesi var ki yaratıcılıkta sınır tanımamıştır. Bu bebeğin işeyen yerlerinden tribüşon yapmışlar a dostlar! Oy ben nerelere gideyim..

Yine Belçika’nın sembolü olan Atomium konseptli hediyelikler ile Belçika‘nın yeme içme kültürünün gözdeleri çikolata, waffle, bira ve midye tasvirli hediyelikleri de rahatlıkla bulabilirsiniz.

HEDİYELİK EŞYA İLE YEME İÇME SEKTÖRÜ KESİŞİYOR!

Bakınız bu çok leziz bir gerçektir! Belçika‘nın neyi meşhur? Çikolatası.. Hoop Hikmet eniştelere 1 kutu dolgulu çikolata (mümkünse likörlü), sonuçta içip içip düğünümüzde olay çıkartan eniştemize de böyle bir hediye yakışırdı!

ODTÜ’den arkadaşın Olçum’a  (ki bu Olçum yabancı dizi izleyen ve uzaya seyahat etmek üzere başvuruda bulunmuş son derece entellektüel bir arkadaştır) Türkiye’de bulunmayan 1 adet çifte kavrulmuş lokum misali çifte mayayla alkol oranı yükseltilmiş cillop gibi bir belçika birasını orijinal bardağıyla hediye edebiliyorsun.

Yahut “Ortakoy’a gidelığm daa wafırla kumpir yiyelığm .” diye sizi darlatan Ezgisu’ya tokat niteliğinde Belçika waffle ı hediye edebilirsin yanında şu hava atma cümlesiyle: “Yeaa bizim yediklerimiz de vafıl mı EzgiSUCUĞUM, bak gerçek vafıl nasıl sade, meyve falan da koymuyorlar onlar hem.”

Bakın bir taşla iki kuş vurdunuz. Kafayı bunlara çok yormayın ki etrafınızdaki güzellikleri daha rahat görebilesiniz.

BİSİKLET YOK MU BİSİKLET?

Elbette var ama bi Hollanda değil, hem de hiç değil! Araba sayısı epey fazla. Yer yer bisikletlileri görüyoruz ama genelde Gent gibi Flemenklerin ağırlıklı yaşadığı kentlerde daha yaygın. Siz yine de bisikletlilere dikkat edin. Malum onlar sizin ışık yanmasa da nezaket gösterip duran araç sürücüleri kadar hoşgörülü değiller.

ANNE KAFAMDA POLİS VAR
Özellikle Brüksel’de elde devasa korkunçlu silahlarla bir sürü polis ve asker vardı. Belki terör saldırılarına önleyici bir hazırlık niyetiyle böyle karar almış olabilirler. Ya da insan karmaşası ve her köşe başında yer alan göçmenleri, dilencileri dizginlemek, kontrol altında tutmak içindir. Bizden daha fena durumdalar, bunu söylemeliyim. Marketlerde bile polis var, nereden biliyorum, kendisine yanlışlıkla “Çikolatalar nerde acabağ?” diye sorduk da oradan biliyorum :/ .
SÖZÜN ÖZÜ: Üniformaları görünce darbe mi oldu diye korkmayın, ölü taklidi yapınca gidiyolar.

HAVA NASIL ORALARDA, ÜŞÜYOR MUSUN?
Evet üşüyorum. Evet üşüdük. Evet valizde ne var ne yoksa alakalı alakasız üst üste giydik. Yani öyle fotoğraflar var ki “köyden yarın gelmiş Hatçe hırkası”nın üzerine deri mont felan giymişim. Paçalardan akıyor rezillik.

Gitmeden evvel hava durumuna baktık, 20 derece diyor.. Bizde bir sevinmeler, bir havalara uçmalar.. Yavrum Saynur bi koşu minili elbiseler aldı, bense efil efil, tiril tiril kıyafetler koydum valize.. (Buraya Youtube a üzüntülü müzik yazınca gelen yürek deşen müziği monte edelim). Sonra bir kere daha baktım hava durumuna ve ne göreyim? Bizim 20 dereceler olmuş 14 derece, yağmur gösteriyor. Biz bi yıkıl, bi üzül.. Ama valize yine de kalın kıyafetler koymadık. Neden? Çünkü kötüye bişey olmazdı 🙂 (Buraya Hababam Sınıfı’nın üzüntülü müziğini koyduğumuzu hayal edin). Peki ne mi oldu? Biz bi de gitmeden önce hasta olduk. Saynur benden de beter, antibiyotiğe başladı o derece.. (Buraya da ölüm marşını koyalım). Biz bi gittik hava oldu mu sana 12 derece, oradan da düştü mü 10 dereceye. Vay biz ne günah işledik :/ .

SONUÇ: Kuzey her zaman soğuktur, yağmurluksuz, şemsiyesiz, hırkasız, montsuz, atkısız gelmeyin yaz dışında.

NOT: Ben çantada yer alan şortlara inat en sevdiğim ponponlu beyaz şapkamı da almıştım yanıma (tedbiri tümüyle elden bırakmamışım) .

Sen Atomium‘da kaybol, kafam don. Gent‘e gittik, hava iyice buza bağlamasın mı? Önce ucuz yollu bi şapka bulalım diye marketlere baktık. Gent‘te Amsterdam‘dan alışkın olduğumuz Albert Heijn, Hema gibi pek çok markete rastladık. Ama ben yine asaletimi konuşturup hoş bir şapkacı dükkanına daldım. Yahu burda kesin pahalıdır diyerek (asalet bir saniyede nasıl sıfırlanır adlı çalışmam).. Belki 1 gün öncesinde markette 70 Euro harcamamış olsaydım bir anda bu kadar pintileşmezdim. Ama oruçluyken markete gitmiş gibi ne gördüysem almıştım ve sermayeyi yine yeme içmeye yüklemiştim. Neyse efendim o cici şapkacıda çok tatlış bir ressam şapkası buldum 25 Euro’ya aldım. Yemekler yenir ama bu şapka kalır işte.. Sosyal mesajı aldıysanız devam edelim 🙂 .

BELÇİKA’NIN KALKINMASINA KATKI SAĞLAYAN İKİ TÜRK KIZI: NİNÜ VE SAYNUR’UN MARKETLE İMTİHANI
Burayı sona sakladım, çünkü açıyor, acıyor, acıyor her yolu denedim bitmiyor.. Biz aslında hem market gezmeyi sevdiğimizden hem de ekonomi yapalım diyerekten Brüksel‘de Le Pain Quotidien’in yakınlarında bizdeki Migros’a benzeyen devasa süper market Delhaize‘e gittik kahvaltı öncesi (Şimdi bakıyorum da belki de tok karnına gitsek böyle olmazdı). Bir evvelki gün de Brugge‘e gitme günümüzü değiştirmişiz 15 Euro ekonomi yapıcaz diye, o derece tutumluluk! Neyse aldık bir araba, daldık reyonlara.. Nasıl güzeller, nasıl çekiciler, nasıl değişikler.. Ondan da alalım, bunu da deneyelim, bu Türkiye’de yok, bu Türkiye’de var ama pahalı.. Araba gitgide doluyordu.. Ama biz alış verişe doymuyorduk..

yesempatik-belcika-hakkinda-bilgiler-delhaize

Neler almadık ki.. Yemekler için soslar, krakerler, çikolatalar.. Lotus‘un meşhur zencefili kurabiyesinden yapılan Speculoos efsanesi.. Ben böyle güzel birşey yemedim! Nutella’yı ikiye katlar 8le çarpar 1500e böler.. Ve baby carrot.. Aklımı yitirdiğim anlar.. Bilinç kaybı.. O üçlü baby carrot ı neden aldığımı gerçekten bilmiyorum. Hem sulu, hem ağır, hem ne gerek var canım! Aldım işte, bağrıma bastım, korkusuzca x-raylerden geçirdim. Eğer beni durdururlarsa diye onlara laflar hazırladım: “Bebeğim olmadan asla!”. Şükür sağ salim anavatana getirdik bir kaç gün önce de afiyetle yedik. Başım göğe erdi yani 🙂 .

AMAÇ: Çikolataları, peynirleri süslü ve pahalı turistik dükkânlardan almaya gerek yok. Marketlere gidin ve sevilen markaları çok daha uyguna alın. Ben freeshopta adeta el yakan çikolata markalarını marketten çok uyguna aldım. Sizlere de Cot’e Dor ve Guylian‘ı gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

ANA FİKİR: Marketleri akıllıca kullanırsanız hem ekonomi yaparsınız hem de yereli daha iyi deneyimlersiniz. Siz bizim gibi yapmayın, tadında bırakın, edebinizle alış verişinizi yapın ve çabuk kayboldun gözümüzün önünden 🙂 .

BELÇİKA’YA 10 KİLO VALİZLE GİDİP, BELÇİKA’DAN 28 KİLO VALİZE DÖNMEK..
Ben değil, bir arkadaş.. Gülmeyin. Muhtemelen sizin de başınıza gelecek! Gastronomik bir ülkeye gidiyorsunuz, hiçbirşey yapmasanız eşe dosta çikolata alırsınız. Tavsiyem olabildiğince boş valize gidip, daha çok nevaleyi valize sığdırmanız. Ben biraları bir sarmışım pantolonlara, bir ara kendimi tarihi eser kaçakçısı gibi hissettim 🙂 . Yanınızda poşet götürün. Sarın sarmalayın kırılacak şeyleri, mesela bira bardaklarını. Kw.. bardağını kırmadan getirmenin haklı gururunu yaşıyorum.. Ekstra bagaja para vermenin evlat acısı gibi koyduğunu biliyoruz.. Bile bile lades olmamak için almayın o taş gibi kalıba sahip süslü püslü kol çantanızı yanınıza, her güne 3 kombin yapmayıverin, şampuanları minik kaplara aktarın, kreminizi lens kutularına koyuverin, minik parfüm taşıyın, 100 ml’yi emin olun 3 günde bitiremezsiniz, astsolist değilseniz.. Velhasılıkelam, ben de henüz çok başarılı değilim ama bari siz öğrenin az eşyayla seyahat etmeyi. Kilolarca valiz doldurarak kendi topuğumuza sıkıyoruz valla. Etmeyin..

Nadide bilgiler, sosyal mesajlar verildi.. Kurtlar döküldü, baş kankanın verdiği sır 3 saniyede başkasına yetiştirilmiş gibi ferahlandı.. O zaman ne yapıyoruz, heyecanla yeni Belçika yazılarını bekliyoruz.. Zira buralar bir müddet çikolata, waffle kokacak.. Hamileler okumasın, sonra eşleri üzerimize yürür mazallah!

Tekrar görüşünceye kadar,

Kalın sağlıcakla, afiyetle..

Eyvallah..

Nilgün KARAKAŞ