Genel, Şehir Keşifleri

Kapı Çalana Açılır: Abdülmecid Efendi Köşkü’nde Neler Oluyor?

Bu sene “İyi Bir Komşu” teması ile kapılarını sanatseverlere açan İstanbul Bienali kapsamında sergi ve etkinlikler bir kaç farklı mekanda gerçekleşti. Geçen sene olduğu gibi bu sene de bienali gezmeye işime en yakın olan Galata Özel Rum İlkokulu’ndan başladım. Benim bildiğim Bienal mekanları bunun dışında Pera Müzesi, İstanbul Modern, ARK Kültür, Yoğunluk Sanatçı Atölyesi ve Küçük Mustafa Paşa Hamamıydı. Abdülmecid Efendi Köşkü nereden çıktı?

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-koc

Peki Abdülmecid Efendi Köşkü nereden çıktı?

İstanbul’un tarihi yapıları, eski sokakları ve mahalleleri üzerine özel bir ilgim var. Hatta semt keşfi yazılarımı yazmadan önce İstanbul’un tarihi yapılarını anlatan kitaplar okudum. Ama ben hiç Abdülmecid Efendi Köşkü‘nü duymamıştım, hiçbir yerde okumamıştım.. Bir anda yüzlerce insan sosyal medyada kırmızı halı üzerinde uzanan bu caanım atı paylaşmaya başladı. Yer Bildirimi: Abdülmecid Efendi Köşkü! Ben bu yapıyı ve sergiyi nasıl gözden kaçırdım diye hayıflandım önce, sonra sosyal faaliyet ekibimiz #classicotrio yu harekete geçirip bir hafta sonu etkinliği organize ettim. İstikamet Abdülmecid Efendi Köşkü!

20171104_140606

Önce Kapıyı Çalmak Gerek!

Peki bu kapı nerede? Abdülmecid Efendi Köşkü Nakkaştepe’de Koç Holding’e ait spor kulübünü bulunduğu Bağlarbaşı Korusu’nun içinde yer alıyor. Malum 2007 yılından beri Koç Grubu Bienalin ana sponsoru. Onun şerefine olsa gerek, yıllardan sonra Küratörlüğünü Melih Fereli ve Karoly Aliotti’nin üstlendiği, Ömer M. Koç‘un koleksiyonundan bir seçki “Kapı Çalana Açılır” sergisi açıldı ve çok büyük bir yankı uyandırdı. Belki dikkatleri çeken bu güzel mimari yapının ücretsiz bir şekilde ziyarete açılmasıydı belki de sergi eselerinin “cüretkar” ve yer yer “ürpertici” öğeler içermesiydi.. Bu iki faktör bir araya gelince “küçük salonlarda küçük kitlelere” ulaşabilen sanat tüm Türkiye’nin dikkatini çekti. Gaziantep’te yaşayan bir arkadaşımla konuştuğumda bu sergi için İstanbul’a gelenler olduğunu öğrendim. Etkileyici..

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal3

Abdülmecid Efendi Köşkü

Dışı işlemelerle bezeli, içi ilmek ilmek dokunmuş, zemin karolarının canlılığından tavan resimlerinin büyüsüne kadar her detayı mükemmel bir köşkten bahsediyoruz. Mısır Hıdivi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmasına rağmen, son halife Abdülmecit Efendi tarafından yazlık konut olarak kullanılması nedeniyle olsa gerek onun adını almış. Mimarı konusunda net bir bilgi olmamakla birlikte, benim eserlerinin ve üslubunun hayranı olduğum Mimar Alexander Vallaury olduğu konusunda çeşitli söylentiler var. Ki kendileri İstanbul Erkek Lisesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Büyük Kulüp (Circle D’orient) gibi muhteşem yapıların mimarıdır. 50 sene kadar kullanılmadığı için büyük hasarlar görmüş, 1985-1988 yılları arasında büyük bir restorasyon geçirmiş. Aslında gördüğümüz bu yapı köşkün selamlığı olup, harem ve müştemilat yapıları bugüne ulaşamamış. Gezerken kulak misafiri olduğumuz kadarıyla bir tek aşağıdaki fotoğraftaki kısım orijinal kalmış, diğer kısımlar aslına sadık kalarak restore edilmiş. Yapının mimarisi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz şurayı tıklayabilirsiniz.

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-restorasyon

Eserler

Türkiye ve Dünyadan 24 sanatçının 30 eserini kapsayan sergi temelde zıtlıklar üzerine kurulmuş. İnsan ve hayvan, canlı ve ölü, hareket ve durağanlık, canavar ve melek gibi hayatımızın her yerini saran temel olgu ve kavramları çırçıplak karşında görmenin bir ürpertisi oluyor önce. 

Kuğu

Kapıdan girince sizi Daphne Wright‘ın havuz kenarına uzanmış “Kuğu”su karşılıyor. Ve yine girişte verilen sergi kataloğunda yer alan açıklamalarda eserlerin manaları anlatılmış. Ama ben oldum olası orada yazanları okuma taraftarı değilim. Bir esere can verilir ve topluma sunulur (burada sanat toplum içindir kafasında olduğum anlaşılmıştır zaten).  Herkes kendi yorumunu kendi yapar ve herkesin kendi zihninde bambaşka çağrışımlar yaratabilir eserler. Şimdi çocuklar bu tabloya bakın eserimde şunu şunu anlattım deyince bir ressam, benim o esere bakmama ne gerek var, gözlerimi kapar ve hayal ederim, geçer gider. Bırakın da o gizemi biz bulalım. Bakınız Mona Lisa.. Hala konuşuluyor, tartışılıyor. Ne yapsaydı Leonardo da Vinci? “Mona Lisa benim, dağılın uleyhnnnn!!!” mi deseydi? 

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-kugu

Ettiğim bunca lakırdıdan sonra sizinle sergi ile ilgili sıkıntımı paylaşayım. Herşey çok güzeldi ama ben sergiyi yaşayamadım. Çünkü çok kalabalıktı. Fotoğraf çekmeye ve çekinmeye çalışanlar, sırf check in yapmak için gelenler, rehber eşliğinde gezenler, sanki “çıkın çıkın gelin anacım” denmişcesine izdihama sebep olanlar yüzünden (gelmek insanların en tabii hakkı, daha çok kişiye ulaşmalı hatta, ama bazı eserlere sadece bir saniye bakıp geçmek yeterli olmuyor işte) keyif alamadım. Bu ne sanatçıların, ne Bienalin ne de ev sahibinin suçu. Bu kimsenin suçu değil ama bu bir gerçek. Hani insan şöyle düşünüyor, Kapı Çalana Açılır da, her çalana açılmalı mıdır? Açılmasa bu ayrımcılık olur mu? Olur sanırım. Contemporary İstanbul da çok kalabalıktı, hatta mutlu olmuştuk. Ama popüler olmayan sergilerdeki o huşuyu aramadım desem yalan olur. Keşke sergiyi sakin kafayla gezebilme imkanım olsaydı..

Aygır

Yine Daphne Wright imzalı olan bu eser serginin fenomeni oldu. Kırmızı halı üzerinde yatan bembeyaz bir at..  Asil, mağrur ama mağlup..

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-aygır

Bana Osmanlı Devleti’nin yıkılışını çağrıştırdı. O güçlü at bir şekilde dayanamadı ve yıkıldı.. Her yer kan oldu (kırmızı halı). Ama üzerinde bembeyaz Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Yorgun, yalnız ama ümitvar..

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-at

Gözlemci ve Bayan Doubtfire

Giriş salonlarından birinde yer alan bu iki eser bir şekilde birbiri ile bütünleşmiş. Belki o sandalyeler üzerindeki hınzır çocuk, şüpheleri ile içi içini kemiren o yaşlı ve mutsuz kadının kendisini görmesini istemiyor, adeta bulutların üzerinde ona bakıyor, aynı hizada olsalar azarı yiyip poposunun üzerine oturacağı kesin!

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-sergi

Kurt Çocuk 

Yaşam Şaşmazer’in bu eseri, herkesin içinde saklambaç oynayan kendi çocukluğu aslında. Ona zarar verecek birini gördü mü kurt oluyor, korkutuyor, bir nebze kendini savunuyor, ama odasında yıldızları daha iyi görebilmek için tavanın cam olmasını hayal eden munis bir çocuk. Bir de bu duruş tam olarak “Küstüm, oynamıyorum!” duruşudur, kendimden biliyorum..

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-kurtcocuk

Yutan Yutuldu

Senelerden beri süre gelen av-avcı döngüsünün kırılıp yutanın yutulduğu bir merhaleye geçiş.. Saatlerce bakılıp saatlerce üzerinde düşünülebilir. Yutan da yutulan da bir şekilde göz önündedir, genelde kenarda köşede durup, dikkat çekmeyen ve yokluğu fark edilmeyen son darbeyi vurur aslında. Potansiyel seri katil işte o sinsice seyredenler. Aslında, yutan da yutulan da yaşayandır, keser döner sap döner, roller değişir ama yokluk baki kalır..

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal

Diğer Teki 1&2

Yerde yatan 2 çıkarılmış çorap.. Biri tortop olmuş, diğeri yayılmış, sporcu çorabı. O kadar oraya ait değiller ki.. Ama öylesine de büyükler ki, insan açık duranı uyku tulumu gibi kullanıp içinde uyumak istiyor, Tortop olanının içine girip yuvarlanmak.. Evreninin derinliklerine açılan bir kara deliğe geçiş noktası gibi. Rahatsız etmeyiniz yazısı yazmak gerek çorap girişine!

20171104_133206

Beklenen

Patricia Piccinini‘nin bu etkileyici eseri ilk gördüğümde bende tam bir duygu şoku yaşattı. O çocuğun masumluğuna mı bakayım, şefkatine mi şaşırayım, yaratıktan tiksineyim mi, çocuğun umarsızca onu bağrına basmasına mı duygulanayım.. Neye benzediğini anlamaya çalışırken ve tam devrelerim yanmak üzereyken şunu farkettim. Korku, bize öğretilen bir kavram. O yüzden minik bebekler devasa köpeklerle boğuşur, fillerin ayağını sever, korkmaz, çünkü henüz ondan korkması “gerektiğini” öğrenmemiştir. 

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-

Bu sergi insanda yanyana gelmesi pek mümkün olmayan duyguları bir araya getirmesi nedeniyle de özel. Fotoğroflarını ilk gördüğümde hafiften bir mide bulantısı ve tiksinti yaşamıştım. Ama o kadar gerçek ve o kadar yakındı ki o kavramlar. Ve güzellikle birlikte sunulmuştu. Olumsuz bir etmen olumlu ile sunularak yumuşatılabilir ya hani psikolojide kimbilir hangi isimle öğrenmiştik (unuttum adını), onun gibi işte..

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-mutasyon

Aziz Sebastian

Acayip ürkütücü.. Hem de okların üzerinde, adeta erimiş, tek derisi kalmış bir beden. Diş ve keratin dokular da duruyor. Yaşamını yeni bir din olan Hristiyanlığın kelamını yaymaya adamış ilk Hristiyan imiş kendileri. Canımdan bezdim mi diyor, inadınız beni eritti mi diyor, bilemem. Ama kim olduğu söylenmese mümkün değil aklıma gelmeyecek bir isim. 

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-aziz-sebastian

Günlerden Bir Gün

Yine bir taraftan ürküten diğer taraftan da hayrete düşüren bir eser daha.. Çinilerle kaplı o odada, tavana asılı sandalyenin üzeinde erimiş ama tam yok olamamış bir beden. Hani gitsen bile hala o kişinin zihninde kalbinde yaşamaya devam edersin ya.. Hani ölsen bile fotoğrafın yaşar da anılarını canlı tutar ya.. Ya da ne bileyim bazen oracıkta, öylece o sandalyede eriyip gidersin, kimsenin ruhu duymaz, duysa da umru olmaz. Ama çirkin, itici kalıntıların oradadır ve kötüleri rahatsız etmeye devam eder. Yine saatlerce üzerine konuşulup yorumlanabilecek, Egzistansiyalizmden girilip nihilizmden çıkılabilecek bir eser..

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-sandalye

Horozlu Otoportre

Tablolar arasında en beğendiğim oldu. Semiha Berksoy otoportresi imiş. Turuncu ve turuncuya en çok yakışan yeşil bir arada. 

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-otoportre

Gösteri

Burhan Kum‘un bu eseri mahremiyet ile aleniyet arasında gidip gelen şark ile garp arasına sıkışmış biz son nesil gençlerini anlatıyor bence. Hem zincirlerimizi kırıp uçmak istiyoruz hem de geleneklerimize ihanet etmeye korkuyoruz. Ama yine de iyi ki perdeler var. Çünkü perde varsa kapayadabilirsin, açadabilirsin, seçim senin. Gelgelelim tümüyle çıplaklık çok savunmasızca..

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-perde

Hırka Altında Adam

Serginin en çok konuşulan ve tartışılan eseri oldu kuşkusuz. Bunda eserin vermeye çalıştığı duygudan ziyade çıplaklığına odaklananların etkisi büyük tabii ki. Hırkanın altında minicik, savunmasız gibi duran çıplak bir adam. Bu adam kim bilir nasıl duygular içinde de hırka altına sığınmış derken eğilip yüzüne baktığınızda size “bekleme yapma bak geç” gibisine bakması çok ironik. Hani “bi bitmediniz” der gibi. Bu benim hobim, benim hırkam benim bedenim benim kararım der gibi.. Saldırılar oldu bu esere, haberlere düştü. Beni çok enterese etmiyor. Çünkü sıkıldım artık sergi basıp esere saldıran sığ güruhtan. Aynısı geçen seneki Contemporary de olmuştu. Asıl bunlar “bi bitmedi!”. 

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-hırka-altinda-adam

Velhasılıkelam, çok çarpıcı ve etkileyici bir sergiydi vesselam. Gelgelelim ilk başta da söylediğim gibi kalabalık, yoğun ilgi ve izdiham nedeniyle ben pek keyif alamadım. Hızlıca fotoğraflarını çekip gelip evimde baktım. Bir kaç kare ve köşke ayak basmanın mutluluğu ile dostlarımla geçirdiğim keyifli anlar yanıma kar kaldı. Sergi kasımın 12’sine kadar açık. Bienal ile birlikte o da bitiyor. Hala vaktiniz ve imkanınız varsa, bir şans verilmeyi fazlasıyla hak ediyor. 

yesempatik-abdulmecid-efendi-kosku-kapi-calana-acilir-bieanal-love

Sergiler, etkinlikler bitmez..

Yeni bir yazıda görüşünceye kadar..

Kalın sağlıcakla..

Afiyetle..

Eyvallah..

Nilgün KARAKAŞ